Bağırsaklarımız sadece yediklerimizin sindirildiği bir organ değil. Son yıllarda flora kavramının mikrobiyota tanımına evrildiği süreçte çok fazla çalışma yapıldı. Bağışıklık sistemimizin, kronik hastalıklarımızın, hormonlarımızın etkilendiği karmaşık bir yapı olarak değerlendiriyoruz. Çoğu hastalığın önlenmesi için, bağırsaklarımızda bulunan iyi huylu bakterileri beslememiz gerektiğini artık daha iyi biliyoruz.

Bilinçsiz antibiyotik kullanımı, GDO, tarım ilaçları ile temas, radyasyona maruziyet gibi bir çok sebepten mikrobiyotamız hasar görür. Bu noktada iyi huylu bakteriler azalır. Probiyotik alımı ile bozulan dengeyi lehimize çevirebiliriz.

Supplement olarak probiyotik kullanımının uygun hastada faydaları başka bir yazının konusu olabilir.

Doğal olarak alabileceğimiz probiyotik besinlerin başında yoğurt geliyor. Yemek kültürümüzde yoğurt sofraların vazgeçilmezi. Fast food tarzı beslenmenin pençesindeki gelişmiş ülkelere göre istatistiksel olarak hala bir çok kronik hastalıkta iyi durumdayız. Yoğurt, kefir, şalgam, turşu gibi probiyotik gıdalara olan düşkünlüğümüz mikrobiyotamızı şimdilik koruyor diyebiliriz sanırım.