Uyku, beden ve ruh sağlığımızı doğrudan etkileyen, hayatımızın neredeyse üçte birini oluşturan fizyolojik bir süreç. Çoğumuz zaman zaman uykusuzluk sorunu ile baş etmeye çalışıyoruz. Uykusuzluğun vücudumuza ve beynimize çok ciddi yan etkileri mevcut. Alzheimer, kanser, kalp krizi, obezite, şeker, depresyon ve hatta intihar gibi ölümlere neden olan durumların neredeyse tamamının uykusuzlukla önemli ya da bir şekilde bağlantısı var.

Kaliteli ve sağlıklı bir uyku için neler yapmalıyız?

Uykumuz, derin NREM (yavaş göz hareketleri dönemi) ve REM (hızlı göz hareketleri dönemi) arasında 90 dakikalık doğal döngüler arasında gidip gelir. Uykunuzu 90 dakikalık zaman dilimleri ile planlayın. Uyuduğunuz oda mutlaka karanlık olmalı. Biyoritminizi düzenleyen melatotonin karanlık ortamda salgılanır. Özellikle gece 02:00 ve 04:00 arasında karanlık bir ortamda, uykuda olmaya özen göstermelisiniz.

Uykudan önce telefon, tablet kullanımı yaydığı mavi ışık nedeniyle melatonin salgılanmasını baskılıyor. Bu da uykunuzun kalitesini azaltacak, yorgun uyanmanıza neden olacaktır.

Geç saatte fazlaca tüketilen kahve, yeşil çay, ıhlamur gibi içecekler içerdiği uyarıcılar nedeniyle uykusuzluğa neden olabilir. Yine uykusuzluğun çaresi olarak başvurulan alkol de, uykusuzluğun temel sebeplerinden birisi olabilir. Dozdan bağımsız olarak, az ya da çok alkol kullanımı uyku bozuklukları yaparak, yaşam kalitenizi olumsuz yönde etkiler.

Bağışıklık sistemi ve uyku arasında ‘sitokin’ dediğimiz vücut kimyasalları ile doğrudan ilişki var. Uykusuzluk, bağışıklık sisteminin düşmesine yol açtığı gibi; gribal enfeksiyon, depresyon gibi bazı hastalıklar da doğrudan uyku hali oluşturuyor. Kaliteli bir uyku bağışıklık sisteminizi güçlendirdiği gibi bir çok hastalığın önlenmesi için de gerekli.

“Uyku, dünya üzerinde var olan en demokratik ve en ücretsiz sağlık sistemi” Matthew Walker is Professor of Neuroscience and Psychology at the University of California, Berkeley, and Founder and Director of the Center for Human Sleep Science.